top of page

Ölümün İmkansızlığı

Writer: Nazım Yıldız
Nazım Yıldız
Dec 21, 2022
2 min read

Bebeğiniz doğdu ve kaygıya mı boğuldunuz? Boğulmadıysanız ne mutlu ancak terzi kendi söküğünü dikemez ya bazen, ben sizin kadar şanslı değilim. Kaygı hayatımın göbeğine yeni doğan bebeğimle birlikte oturdu.


Spinoza Etika’da “Özgür bir insan hiçbir şeyi ölümden daha az düşünmez ve onun bilgeliği ölüme değil hayata dair bir düşüncedir” der. Bunun Freud’a sirayet eden yanını ve sonra Yalom okurken Freud’un ölümü bunca dışlamasına yönelik eleştirilerini gördükten sonra varoluşçuluk üzerine daha fazla okumaya başladım.

Ölüm bugüne dek ihtimal olarak da olsa masanın üzerindeki kalemlik kadar somut ve mevcuttu. Sonra bir gün bir minik hanımefendi doğdu ve ölümün imkansızlığı masadaki tüm kalemlikleri devirdi. Spinoza kadar görmezden gelebilecek durumda da değildim artık. Ölüm yine kalemlikler kadar orada ancak kalemlikler kadar da devrilmiş. Çarpık bir kavrama dönüşüyor artık. Ölümün imkansızlığı sanırım bu noktada başlıyor.


Hiç karşılaşmadığım bir görev bilinciyle her şeyden evvel hayatta kalmak zorunda hissediyorum. Bunun yansımaları araç kullanma biçimimden hastalarımla kurduğum iletişime dek uzanmaya başlıyor. Ölmemeliyim. Sonrasını hayal edememek ayağımıza dolanan en büyük probleme dönüşüyor. Ölürsem sonra ne olacak? Benden sonra ne olacak? Kızım hayatta nasıl kalacak? Mutlu olabilecek mi? Sağlıklı büyüyebilecek mi? Bırakın sonrasını, o bitiş anını dahi hayal edememek, zihne sığdıramamak zaten işkence iken sonrasını planlayamamak fil gibi oturuyor insanın göğsüne.


İnsan insanın kurdu mudur yoksa ilacı mıdır, hala bilmiyorum. Hocam Erkan Kalem’den Wilfred Bion’un bir sözünü duyduğumda neden bu kadar ilgimi çektiğini şimdi anlıyorum. Bion “Bion in New York and Sao Paulo” isimli, seminerlerde yaptığı konuşmalardan oluşan kitabında “… when our body, which was a happy dinosaur, suddenly started turning into a mammal and then the poor mammal started growing a mind.” diyor; “Mutlu bir dinozorken bir anda memeliye dönüştük ve zavallı memeli bir zihin geliştirmeye başladı”. Zihnimin sınırlılıklarını bu zamana kadar anlayamadığım fizik teorileriyle test ederken bir anda bu kadar somut ancak bir o kadar imkansız olması gereken gerçekliği oraya yerleştirmeye çalışırken yeniden gördüm.


Şimdi ne yapacağımı bilmez şekilde bu kaygının dinmesini bekliyorum ancak kızımla oynamak hala başıma gelen en güzel şey gibi hissetmeye devam ediyorum.


Bazen kaygınızı sevmeniz gerekir.

Kaos sanırım böyle bir şeydi.


Comments


Dr. Nazım Yıldız-Psikiyatri Uzmanı-Psikoterapist/Psychiatrist-Psychotherapist/Bartın

bottom of page